22 Mart 2011 Salı

Minik Ben

  Bence herkes çocukken komiktir.O masumlukla yapılan hatalar görmezden gelinir ki öte yandan o zaman hata diye bir kavram yoktur aslında.Anne-baba seni takip eder.Ne yapacak acaba? Bir şey yapmaya da gör.Aman da aman benim kızım neler yaparmış teyzesi,bak amcası bak benim oğlum neler diyor gibi tepkiler ritüeldir.Tabii bende çocukken komiktim biraz herkes kadar.Çocukluk güzel şeydir vesselam ... 


 


  

   Küçükken saçlarımın daha gür çıkması amacıyla babaanne kurbanı olup kestirilen,bilmem kaç numaraya verilen o kıvırcık saçlarım epey üzmüş olmalı beni.İlk tepkimi hiç unutmam.Fotoğraf albümü elimde bakıyorum öyle ağırdan ağırdan.Allah Allah bu işte bir gariplik var saçı erkek gibi ama hep elbise,etek giydirilmiş,kulağında küpeleri olan ben."Annnnnneeeee ben daha küçükken erkek miydim?" "Cık,cık o nasıl laf kızım?" gibi bir tepki almıştım annemden."Erkekmişim işte,baksana saçıma erkek saçı" Evet erkekmişim ben ühühühü ühühühü ühühühü diye ağlamalarım :) Ahh babaanne ahh gür olmasaydı sanki saçlarım ...


 Küçükken bir de şöyle bir paranoyam vardı benim.Ben kesin evlatlığım kesin ama başka bir olasılık yok.Acaba hastane de mi buldular beni ya  da cami de mi? Babaya gidilir ve ciddi bir tavırla "Ben sizin çocuğunuz değilim,evlatlığım" gibi bir tepki verilir.Sevgili babacığımın şaka yapası mı ne gelmiş o gün."Evet kızım,demek öğrendin artık,sen bizim çocuğumuz değilsin" demesi yıkıldığım an. Hıçkırıklar ve ühhühü ühühühüü üühhüühüh  Günler süren, böyle bir şeyin olmadığını,sadece şakadan ibaret olduğunu bana inandırmaya çalışan anne-baba dil döküşlerine maruz kalmıştım tabii.Bir süre suratlarına bile bakmamıştım nasıl ciddiye aldıysam artık. Hıı şimdi kesinlikle eminim onların çocuğuyum bunu da belirtmek isterim :) 













  Ve o an! Kardeşim olacak.Nasıl yani ben sizin çocuğunuz olmayacak mıyım o zaman?Banane ben istemem öyle kardeş falan.Ben de çok inatçı bir karaktere sahip olduğumdan ki bu o zaman bile çok fazla belliymiş.Epey diretmişim istemem diye.En sonunda kardeşimin gelirken bana hediye getireceği pembe yalanı söylenir.Bende bir rahatlama, gün sayıyorum kardeşim gelsin daha doğrusu hediyem gelsin.Gel zaman,git zaman kardeşim doğar.Ve evde onu ilk gördüğüm zaman bir kere suratına bakıp benim hediyem nerede diye sormuşum tabii.Hediye bu başka bir şeye benzer mi hiç :) Ve hediyem kırmızılı eteğim,yeleğim,beyaz gömleğim ve kırmızı ayakkabılarım. Aman Allah'ım bütün dünya benim oldu sanki.Neyse o mutlulukla kardeşime de iyi davranıyorum tabii.Zaman geçer ve çarşıya çıkılır.Bir mağazaya girilir ve orada benim kıyafetim görülür.Şok! "Hani bunu bana
kardeşim hediye getirmişti,nasıl hediye bu,burda da var,yalan söylediniz,beni kandırdınız,sizi sevmiyorum,o çocuğa da dövücem göreceksiniz siz" gibi çıkışmalar.Ve o gün melek olan ben cadıya dönüşürüm :)


  Sevgili kardeşimden devam edelim.Dedeciğim kardeşime bisiklet alır -plastik gibi bir şeyden ya da ona benzer bir maddeden yapılmış- ama minikler için yani ona ben binemem.Aaa kim demiş ki binemezsin diye tabii ki binerim. Aile üyelerinin başka bir odada olduğu zaman işte o an gelmiştir.Bisiklete bindim,sürüyorum,bir de binme diyorlar nee var sanki, nasıl da biniyorum hahaha gibi gülüşler... Ve bir ses! Bir şey oldu,bisiklet yana doğru gidiyor,yerdeyim.Kırmışım bisikleti.Beni yine aldı bir ağlama tabii.Ama bu sefer sessiz,duymasınlar beni:) Bir yandan ağlıyorum aynı zamanda da ikiye ayrılmış bisikletin parçalarını birleştirme çabalarım var.Sanki birleştiricem yaa,çocuk hali... Anne-babaya ağlayarak - duygu sömürüsüyle birlikte- "Ben çok merak ettim ama yazık değil mi bana?O biniyordu, bende bakıyordum.İşte ondan mmm şeyy ben bisikleti kırdım" Canım ebeveynlerim bir şey demedi tabi salya sümük ağlıyorum bir de ne desinler.Kardeşim yaygarayı koparmıştı, direkt saçlarıma yapıştı.Bir kaç saç telimin kardeşimin elinde kaldığını anımsıyorum.Nasıl saçımı çektiyse artık.Ondan sonra ki bütün kavgalarımız da saç çekmek yok ama bu kural derdim canımcım kardeşim de tamam derdi başka yapabilecek bir şeyi varmış gibi :) Ne fenaymışım.


  Ve biraz daha büyür o inatçı minik.Futbola merak salar.Forma alır,kız arkadaşlarıyla takım kurar,forveti iyi oynar -şaka maka iyi de oynardım o zaman için- ,erkeklere karşı kızlar maç yaparlar.Halı sahaya giderler falan. Çalım hareketleri öğrenme çabalarımız. Elimde topum,saçlar at kuyruğu -gayet umursamaz toplanmış- "Annnnneeee ben topa gidiyorum."  "Aaa kızım yeter ama her gün,her gün,dikkat et kırma bir yerini " gibi anneden alınan tepkiler. Tabii bu merakımda geçti :) 



   Çocukluk böyledir işte.Tatlı bir tat bırakır damaklarda.En azından benim için böyle.. 








Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...