31 Aralık 2011 Cumartesi

2012 Öyle Bir Gel ki ..



2011'in son saatleri içerisindeyken...
Sana sesleniyorum 2012!
Mutlu gel
Sağlıklı gel
Aşkla gel
Başarıyla gel
Sevdiklerimizle beraber gel
Umutla gel
Ve huzurla gel .. 
Yukarıdaki bütün dilekler sizinle olsun.2012 öyle bir gelsin ki "vaay canına" dedirtsin.
Herkes mutlu yıllar diliyorum..

28 Aralık 2011 Çarşamba

Trajikomik


Aşırı derecede yorgunluk,uykusuzluk ve stresin sonuçları;

Bir tanıdık:Aslı'ya bere örüyorum.
Kirazlı Sakız:Biber mi örüyorsun :o 



Televizyonda bir diziye denk geldik.Kardeşime "Şu kız neyin nesi?" diye sordum.
Kardeşim:Oradaki kız bakıcıymış.
 Bir yandan da evin içinde kapıcının ne işi var diye düşünüyorum .
Kirazlı Sakız:Kapıcı mı?  Hıı anladım kapıcı.
Kardeşim:Abla ne kapıcısı ya,bakıcıııı bakıcııııı!
Kirazlı Sakız:Ne var yanlış anlamışım.



Annem:Pazardan bal kabağı alayım da bari tatlı yapayım.
Kirazlı Sakız:Baklava mı? :o Pazarda baklavanın ne işi var?
Annem:Bal kabağı kızıımm bal kabağı!
Kirazlı Sakız:Hııııı tamam o zaman.

   Mutfak yerine salona gidişlerim,odamdan alacağım kıyafet yerine elimde çantamla odamdan çıkışlarım,çöpe atacağımı buzdolabına ısrarlı koymak isteyişim,insanların suratlarına bakarak onları dinlemiş olmama rağmen aslında anlattıklarından zerrece bir şey anlamamış olmam,hatta algılayamıyor durumda olmam ve daha nicelerii ... Sanırım trajikomik bir durumdayım!

 

23 Aralık 2011 Cuma

Amaçsız Post

                         

Merhaba,nefes aralarında koşup buralara gelen kızım ben..
Bu sefer baktım, nefes arası olmayacak
Ve bıraktım her şeyi
Geldim buralara ..

İçimden geçenleri yazsam kasvet dolacak buralara..
Günlerdir derslerimin,ödevlerimin peşindeyim yine
Bilgisayar başına sadece bozulan şarj aleti yüzünden telefonumu şarja takmak için oturan biriyim
Hatta oturmuyorum,telefon şarj olmaya başlıyor
Ve kalkıyorum başından
Her yapacağını unutan,koşturmaktan yorgun düşen bir bünyeye sahibim
Ama gücümün son kırıntılarındayım..

Bir şeyler planlanırken hiçbir şey yolunda gitmiyor
Ya da bir anda yeni şeyler ekleniyor
İşte o zaman omuzlarım biraz daha çöküyor.

Bu aralar her şey bana karşı
Bütün aksiliklikleri çekiyorum üzerime
Anlayacağınız yolunda giden pek bir şey yok

Ve otururken ..
Patates çuvalı gibi yığılıp kalarak oturmaktan nefret ediyorum
Dik oturamıyorum ya 
Sinir oluyorum kendime.

Sonra insanlar bencil hatta çok benciller 
Mmm ne derler menfaat dünyası..
Aynada sadece kendi suretlerine bakmaktan yorulmuyorlar.

Bir de artık bir şey istememeye karar verdim.
Biliyorum,bu benim için çok zor olacak
Ama isteyince de olmuyor
İstemezsem olur belki 
Yani
küçük bir ihtimal ..

Vee "tık" .. 

19 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni Yıl Mimi


Hayalci ve Luna beni mimlemişler.İkisine de teşekkür ediyorum.
Mimin konusu:Yeni yıldan istediğimiz 12 şeyi veya daha fazla şeyi yazıyoruz.Sonra da 12 kişiyi mimliyoruz.

 1.En başta ailem,sevgilim ve arkadaşlarımla musmutlu bir yıl geçirmek.Sağlığımız bozulmasın,huzurumuz eksik olmasın.
2.Sevgilimle aynı il sınırları içerisinde olmayı istiyorum.Bir el şaklatmasıyla okullarımızı bitiremeyeceğimizi bende biliyorum ama ne yapayım istiyorum.Ne güzeldi aynı şehirde yan yanayken.. Neyse şimdi maziye girersek çıkamayız.Devam edelim.



     3.Kendimi deli gibi - anormalim ya deli gibi geliştirmek :) - geliştirmek.Böyle her konu hakkında bilgi sahibi,genel kültürü çok iyi biri olmayı istiyorum.
    4.Artık arabam olsun istiyorum.Hayır yani ehliyetimizin hakkını verelim dimi ama?
5.Iphone ve Ipad istiyorum.Evet biri bana bunları almalı.O biri kim olmak ister? :)  En azından Iphone olmasa bile havalı bir telefon istiyorum.Telefonumdan çok sıkıldım da.



 6.Nikon D90 istiyorum.Ve süper fotoğraflar çekeyim istiyorum.Ee benim de cillop gibi fotoğraflarım olur.Ohhh misss.
7.Kendime havalı kıyafetler almak istiyorum.Elbiseler,etekler,taytlarla kombin yapılacak kıyafetler,ayakkabılar,çantalar .. Bu liste daha uzar gider.Alışverişi seviyorum ne yaparsın.
8.Düzenli spor ve kendime düzenli bakım yapmak istiyorum.


9.Okumak istediğim bütün kitapları okuyayım,izlemek istediğim bütün filmleri izleyeyim istiyorum.O kadar çoklar ki .. 
10.Zamana çok ihtiyacım var.Ben fazladan zaman istiyorum,bir gün,bir hafta yetmiyor.Mesela bir gün 30 saat olsun,bir hafta 10 gün olsun.Ne çıkar ki?
11.Gezmeyi çok sevdiğimden şehir içi,şehirler arası hatta yurt dışı gezeyim,göreyim istiyorum.
12.Kesinlikle huzur istiyorum.Huzur benim için çok önemli.Sevdiklerimle beraber huzurlu,sağlıklı,mutlu bir yıl olsun istiyorum :)

*Mimi geciktirdiğim için kimseyi mimlemiyorum.Okuyan herkes mimi yapabilir :)

14 Aralık 2011 Çarşamba

İyi ki Doğdun


   Biri gelir ve hayatınıza dokunur.İşte benim bitanecik arkadaşım da hayatıma dokunanlardan.Dokunduğu güzel elleriyle hayatıma anlam katanlardan.Sıkıntılı anlarımda bir telefonla yanıma koşan,uykusuz kaldığım günlerde beni daha bi seven,beraber gezmeye,alışverişe doyamadığım arkadaşım.Okulu asıp amaçsız dolaştığımız,canımız sıkkın olduğunda tepemize gidip dertleştiğimiz,bütün koşturmalarımızın arasında kahkahalarımızı eksik etmediğimiz bir arkadaşlık.. 



  Bu güzel gün onun doğum günü.İyi ki doğmuş,iyi ki varmış :) Yeni yaşı ona bütün mutlulukları ve hayallerini getirsin:) O hep gülsün.Çünkü gülmek ona gerçekten çok yakışıyor.. Sen bitanesin ve çok özelsin.Kahkahalarının,dansın,müziğin ve hayallerinin eksik olmadığı nice mutlu yıllara :) 

Bu yıl ; 
Sana dansı getirsin diye .. Sana huzuru getirsin diye.. 
Sana enerjiyi getirsin diye..
Sana mutluluğu getirsin diye.. 
Sana müziği getirsin diye.. 
 

12 Aralık 2011 Pazartesi

Nefes Arası Postu


Yine bir nefes arası ve koştum geldim buralara. Ben bu tempoya en fazla bir ay daha dayanırım diyordum da hep.Kendimi öyle bir şartlandırdım ki bir ayı iki gün geçse o iki gün hiiiiç umrumda olmayacak.İlk dönemin bitmesini bekliyorum ki huzura kavuşayım.Öyle bir yerlere gideyim gezeyim bile demiyorum.Gezmeye bayılan biri olarak bunu söylemiş olmama şu an şaşırıyorum! Ama o kadar yorulmuşum ki tek isteğim dinlenmek ve huzur.Zaten yıl içinde bu tempomda kendimce epey gezdim,minik tatillerimi yaptım.Onun için ben biraz dinlenmeliyim.Gerçi ben bunu istedikçe giderek yoğunlaşan bir insan oluyorum.

Kendine bakan,bu saça iyi gelir,şu maske cilde çok iyi diyen gitti.Yüzüne renk gelsin diye bir kaç bir şey sürüştürüp, eline ilk geleni giyip dışarı çıkan biri geldi.Bugün kitabevinde boynum bükük baktım kitaplara,elim filmlere gitti.Vazgeçtim,almadım.Kitap okuyup film izleyemedikten sonra onlar öyle duruyor ve ben üzülüyorum.Kendime yeni bir şeyler de katamıyorum.

  Yeni bir haftaya başlarken .. Her günün şimdiden yapılması gerekenlerle dolmuş olması can sıkıcı.Ben yine depresif bir insan oldum çıktım.Ne derler hayat zor azizim :)  Kısa bir iç döküşten sonra bir oje sürüp uyuyalım da moralimiz yerine gelsin :)

 Ve “tık”.. 

9 Aralık 2011 Cuma

Çok Yönlü Blogger Ödülü



Bir ödül yazısı yazmaktan büyük mutluluk duyar, bu yazıyı geciktirdiğim için üzüldüğümü belirtmek isterim efenim=)  Kuralları olan bir ödül olduğu için ilk kuraldan başlayayım.

Kural 1: Ödülü bize veren kişiye teşekkür ediyoruz ve blogunun linkini veriyoruz.
Ödülü veren arkadaşlarım İnanırsakolurbence , Summer  ve Amak-ı Hayal’e çok teşekkür ediyorum=)

Kural 2: Hakkımızda 7 gerçek paylaşıyoruz.
*Dışarıdan soğuk bir insan gibi dururum ama biraz tanıyınca hiç de öyle olmadığım anlaşılır. Hatta bazen hareketlerime yakın arkadaşlarım bile şaşırır. Soğuk gibi dururum ama deli doluyum =)
*Bazen elimde olmadan çok gergin ve sinirli bir insan olabiliyorum. Böyle zamanlarda da farkında olmadan kırıcı laflar söyleyip sesimi yükseltebiliyorum. İnanın bu huyumu bende sevmiyorum. Ama sık olan bir durum değil,yani gözünüz korkmasın =)  
*Kuaför fobim var. Kuaförlerin saçlarıma kıymalarından korkuyorum. Kuaför koltuğuna oturunca kısalırsa ağlarım, çok ağlarım bak diye tehdit edince son zamanlarda kazaya kurban gitmedim=)
*Genelde kafama koyduğumu yaparım.
* Çok inatçı ve sevdiklerini kıskanan biriyim.
* Kendim için yararlı olduğuna inandığım işleri yapmaya bayılırım ve bunların peşine düşerim.
*Büyük konuştuğum şeyler başıma gelir.Ve bundan çok korktuğum için büyük konuşmamaya özen gösteririm =)

Kural 3: Sevdiğiniz 10 blogcuya bu ödülü verin ve bu ödülü verdiğinizi haberdar edin.
Sayı sınırlı olduğu için ödül alanları yazmıyorum.Ve buraya yazmak istediğim o kadar çok isim var ki diyerek on kişiye geçiyorum =)
*Hayalci’nin günlüğü
*Lunarita
*Babasının turşucusu Eylül
*Eva
*Ekimoza
*Deeptone
*Kırmızı başlıklı Pollyanna
*Turuncu masallar
*Ciiyni

*Seymsomething

6 Aralık 2011 Salı

Minik Mucizeler



Bu şehri sevmiyorum,okulumu hatta okuduğum bölümü sevmiyorum belki de
Ya emin değilim ya da gerçeklerden korkuyorum
İnsanları anlayamıyorum,muhtemelen onlarda beni anlayamıyor
Susmak çare değil
Konuştukça boşa kelime tükettiğimi hissediyorum
Yapmam gereken saçma şeylerle uğraşmak da istemiyorum
Bir duruma alışıp tekrar başka bir kalıba girmek zor geliyor artık
Planlar yaparak saatlerin arasına sıkışmak canımı sıkıyor


Saçlarım en tepede topuz
Elimde bir kupa kahve
Pofidik terliklerimi yerde sürüye sürüye evin içinde dolaşıyorum
Saatlerce film izleyip,sayfalarca kitap okuyorum
Amaçsız oturup fütursuz davranıyor
Hafif ve huzur dolu müzikler dinliyorum


Sonra..


Hiç ummadığım anda minik mucizeler gerçekleşiyor
Beklemediğim bir haber alıyorum ya da imkansız dediğim şey bir an da oluyor
Ve mutluluktan havalara uçayım istiyorum.


Bilmem çok mu şey istiyorum?.

Ve "tık" ..

5 Aralık 2011 Pazartesi

Balık Hafızalı Olmak

Bu aralar ajandayla dolaşıyorum.Aslında tam olarak ajanda da denilemez.Not defterleri.Bunlar çoğullar.Sebebi ise ortam değiştikçe not defterleri de değişiyor.Örneğin gündelik yaşamda kelebekli not defterim yanımdayken,benim için havalı (yani benim için önem arz eden ve sıradan olmayan) yerlerde daha farklı bir not defteri yanıma alıyorum.Gelin görün ki bana bunlarda yetmiyor.Balık hafızamla bazen not edeceğim şeyler bile ben not edene kadar aklımdan uçup gidiyor.Aradan bir kaç gün geçiyor,bir eksiklik seziyorum.Yapmam gereken bir şeyi yapmamışım.Ve taaaa taamm! Yine unutmuşum.


Bir icat olsa .. Düşünceler aklımdan geçerken önemli diye yanına bir tik atıversem o da aklımdan geçenleri kaydetse.Yapılacaklar baloncuk gibi çıksa,o makine de bilmem ne kadar uzaklıktan bunları algılasa.Hatta bunu yapan makine azıcık önemli olanları,önemsiz olanları falan da kaydeder.Tarih sıralaması yapar,bir düzene koyar.Evet,biri kesinlikle bunu icat etmeli.Büyük ihtimalle ilk alanlardan biri ben olurum.Buradan sesleniyorum işteee :) Yapın böyle bir şeyler,biz unutkanlar da bunlardan faydalanalım :)   

Üstteki resimde geçen gün aldığım ve boynumdan çıkaramadığım kuşlu kolyem.Çok sevdim kendilerini.Bana huzur veriyor sanki.Hafif ve hoş bir rüzgar gibi.. 

Not:Fotoğrafları çok hızlı çekmeye çalıştığımdan ve fotoğraf makinesi değil de telefonla çekmeye çaba sarf ettiğimden çok iyi olamadılar.

Ve "tık" ..

4 Aralık 2011 Pazar

Sizle Beraber Gülmek İstemiştim



   Ya iyi olalım ya da hiç. Böyle aralarda dolaşmayı sevmediğimi bilirsiniz.Ama siz "ben" demekten "sen" demeye geçemiyorsunuz ya bunu da unutmuşsunuzdur.

   Sizle konuşurken çok kelime sarf ediyor olabilirim ama derinime inemiyorsunuz. Çünkü inmenize izin vermiyorum. Buna izin verdiğimde bir gün gelip canımı yakıyorsunuz.Bu durumda biraz acımasızsınız da.Ben demekten kendinizi alamazken benim kuytularımda sıkışıp kalmış duygular sizi ne kadar alakadar eder ki? Belki benden duymak istiyorsunuz ama atladığınız bir şey var. Ben hiçbir zaman siz gibi olamadım. Hep "ya sen?" diye sordum. Onun için sizden de aynı soruyu duymak istedim.

     Bazen laflarım size ağır geldi ama siz hafif laflar mı ettiniz?  Tek suçlu ben miyim şimdi? O koşar gider, birilerine nasıl olsa anlatır diyorsunuz. Peki ya size ihtiyacım varsa, ne biliyorsunuz sizsiz olmak istediğimi? Sizler sayesinde kendi kendime bir şeyler yaşamayı öğrendim. Taa derinlerimde bir şeyler oluyor ama tek ben biliyorum, ağzımı açıp anlatacak oluyorum.Bir şeyler söyleyip susturuyorsunuz,kurduğunuz cümle aklımı kurcalıyor, devamını getiremiyorum.

  Katıldığım seminerde dinlemiştim. Diyor du ki "Dostunun olduğunu öğrenmek istiyorsan onlarla başarını paylaş." Sahi sizler bunu yapabildiniz mi benimle? Yapmacıktan bir gülümseme konduruverdiniz yüzünüze. Ya da benimle mutluluğumu paylaştınız mı hiç? Üzüntüyü paylaşmak kolay. Çok uzaktan bir insan bile gelip yanına üzülme der. Siz de öyle yaptınız.Kötü zamanımda yanımdaydınız ya mutluluğumda? Sevincimi sizlerle paylaşmak istemiştim, içimi size açmak.
Sizle beraber gülmek istemiştim..

    Sadece istedim işte o kadar ..     Bu da "tık" .. 

23 Kasım 2011 Çarşamba

Biri Vefa mı Dedi ?


  Bazı insanlar unutulmaya mahkumdur ya da bazı insanlar unutmaya mahkumdur.Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler ya hani.Sanırım bu söz şimdilerde geçerli değil.Biri hep arar,ince düşünür,vefa duygusuyla hareket eder.Öteki unutmuştur çoktan.Hayat telaşı ya da adını koyamadığı uzaklıklar girmiştir araya.Halbuki hepsi boş palavralardan ibarettir.

Onca senenin hatırı yok muydu?Hani bir kaç sene öncesinde doğum günümde gelen bir paket vardı.Hatırlıyor musun içinde yazılanları? Daha doğrusu hatırlıyor musunuz? Belki sizler unuttunuz ya da unutmuş gibi yapıyorsunuz.Hani masucuktan.Tamam,anladım.Geçti,gitti diyorsunuz.Ama ben öyle düşünmemiştim.Siz de böyle söz vermemiştiniz.Zaman ya da yollar bizi birbirimize getirecekti ya.Getirdi getirmesine ama verilen sözler unutuldu bir kere.Biliyorum benimde hatalarım oldu.Ama hiçbir zaman böyle olsun istemedim.O bağ hiç kopmasın istedim.Herkes benim gibi düşünemez,kimse başkası gibi düşünmek zorunda değil ki..

  Aldığım habere sevinmeyi beceremedim bile.Ne yapacaktık ki? Konuşacak ne kaldı? Nasılsın,nasıl gidiyor? İki soru cümlesinden ibaret onca geçen yıl.Elde kalan güzel anılar ve fotoğraf kareleri.. Keşke biraz benim gibi düşünseydiniz.Her şey daha güzel olurdu.

   Şimdi...
  Sevdiklerimle aramda uzaklıklar varken ben nasıl korkmayayım? Gerçi hep dediğim gibi benimle gelmek isteyen zaten yanımda olur,benden kopmak isteyense yanımda bile benden uzak olur.

  Bütün bunların arasındayken çalan telefon.Karşıdan gelen o huzur dolu ses.. İyi ki varsın.Ya sende olmasaydın?..  
  
Bıkmadan usanmadan dinlenilesi ..

21 Kasım 2011 Pazartesi

Error hatta Errör!



Sınav haftası! Beynim hata sinyali verip duruyor.Errör ! 
Uzun zamandır kağıtların arasında bu kadar kalmamıştım.
Ders kitapları,notlar,kalemler,renkli postitler .. 
Ve şunu fark ettim ki..
Sürekli yiyorum.
Ders çalışmamak adına mı yoksa insan beynini çalıştırınca çok yemek yer teorisini doğrulamak adına mı bilmiyorum.Ama tek bildiğim günün her saatinde ağzımın bir şeylerle dolu olduğu.
Bir an önce bu vize haftasının bitmesini diliyorum.
Yoksa buraya bir daha ki gelişimde aldığım kilolardan ötürü yuvarlanarak gelicem:)
Hafta sonu minik ama benim için çok heyecanlı bir yolculuk beni bekliyor.
Sizi seviyorum..

17 Kasım 2011 Perşembe

Uykusu Gelmiş Kirazlı Sakız

Yeni bir güne başlarken benim gibi uykuya dayanamayan insanlar için bu saatler epey geç olabiliyor.Kurduğum cümleden de anlaşıldığı üzere benim uykum var ama ben direniyorum.Sonuç olarak da saçmalıyorum.Hep böyleyim uykum varsa saçmalarım ve komik olurum :) 
Aslında şimdi tam olarak konusu olan bir şeyler yazmayı düşünmüyorum.Sadece yeni kayıta tıkladım,bakalım ne kadar saçmalamayı düşünüyorum. Ne zamandır blogları okuyamıyordum,bir buçuk saat gibi bir sürede birikmiş blog yazılarını okuma konusunda epey yol aldım.



 Bir kaç gündür hastalıktan kurtulamadım diyebilirim.Öncelikle bu ani mevsim değişikliğinin etkisiyle etrafımdaki bir çok kişi gibi kendimi gribin kollarında buldum.Neyse ilaç kullandım,şunu içtim derken dün sol ayağımın üstüne basamamaya başladım.Birden sol dizimin arkasında ağrıyı hissettim,bir kaç saat içinde o ağrı dayanılmaz bir hal aldı.Doktorun tepkisi "Bacağın çok kasılmış,bunu nasıl yaptın?" oldu.Hiçbir şey yapmamıştım oysa.Dün ve bugün olmak üzere iki iğneyi de yedim.Ohh misss! Biraz daha iyi olmakla beraber artık yarın okul yaşantıma geri dönmeyi umuyorum.



  Geçenlerde babam markete gidip ev için bir şeyler alacaktı.Kardeşim babam gitmişken gazete almasını da istemiş.Babam döndüğünde sakızları masanın üzerine koyup kardeşime "Sakızz aldım,bak masanın üzerinde" 
 diye seslendi.Kardeşim gelip "Sakız mı?Ben gazete istemiştim" dediğinde babam hariç hepimiz çok güldük.Ahh baba gazeteyi sakız olarak nasıl yanlış anladıysa artık :) 

Son olarak kardeşim ve kuzenimle bir yere gittik.Kahve içmeye karar verdik.Kardeşim önceden denemediği bir kahve istedi.Hatta oradaki kız ağır gelirse süt ilave edebileceğini söyleyince kardeşim bozuldu."Ne yani ben içemez miyim?" diyip durdu.Sonra kardeşime "Tadı nasıl?" diye sordum.Gayet ciddi bir şekilde "Kahve gibi" dedi.Hayır yani kahve içiyorsun ne bekliyorsun ki kahve içerken çay tadı mı gelmeli :)  

 Evet saçmaladım,gidiyorum.eğlenceli tık ..

4 Kasım 2011 Cuma

Başlık Bulunamayan Yazı

Çok tatlı değil mi? :)
  Sabah saat sekizi vurur ve kirazlı sakız uyanır.Gideceği yeri karıştırıp yanlışlıkla metroya biner,fazladan yol gider.Bir ders kitabının peşinde koşar,koşar ve en sonunda hiç tahmin etmediği bir yerden kitabı alır.Bankada halledilmesi gereken bir iş için neredeyse koşarak oradan uzaklaşır.Bankaya gitmek için yokuş gibi bir yeri hatta bildiğiniz yokuşu tırmanır.Oradan okula gitmek için yola koyulur.Bir yere oturup da midemin açlık sinyallerine yanıt vereyim der.Midesini mutlu ettikten sonra telefonuna gelen ıdıvıdı dersi iptal olmuştur mesajıyla yıkılır.Sabahın sekizinde boşuna mı uyandım diye söylenip durur.Beyninde alışverişli şimşek çakar.Alışveriş merkezinin yolunu tutar.Her şeyi beğenir,bazılarına parası yetmez,bazıları üzerine olmaz.Aldığı kazak ve makyaj malzemeleriyle mutlu olmasını bilir.Ama aklı alamadıklarındadır.Alışveriş merkezinden çıkıp tekrar okulun yolunu tutar.Ders başlamadan önce tamamlaması gereken bir ödevi vardır.Ders başlar,herkes çene çalarken ve kendisi de çene çalmaya dahilken hocanın çaldığı ıslıkla sus pus olur.Ödevini gösterir,diğer çalışma için bir şeyler yapmaya çalışır,aklına bir şey gelmez,yapamaz.Hoca çok sıkmadan haftaya görüşürüz arkadaşlar der ve Kirazlı erken çıktığı için mutlu olur.Otobüsün yolunu tutar,evine gelir,yemeğe saldırırır.Sonra kardeşine ingilizce çalıştırmaya çalışır,uyku dolu gözlerle ailedekilerle konuşma çabası verir.Bloga bir şeyler yazar gibi olur ama bu sırada da gözleri kapanmakta,yorgunluktan bütün vücudu git uyu diye yalvarmaktadır.On on beş dakika sonra bu sese kulak verip uykuya dalmayı planlar,yarın güzel olsun ister..

                                        NOT:Bir yerlere yazılıp çizilmiş ama nedense yayınlanamamış bir minik yazı

31 Ekim 2011 Pazartesi

Tepkisiz Kirazlı Sakız

  Nasıl başlasam bilemiyorum.Yazmayalı çok oldu.Daha doğrusu yazmak istedim ama yazamadım.Okul,ödevler,yapılacaklar ve bu sene bitmek tükenmek bilmeyen boşa koşturmalarım.Siz şimdi ben yoğunum,şöyleyim böyleyim diyince beni çok önemli işlerle meşgul falan zannedebilirisiniz.Ama ne yazık ki öyle bir durum yok.Bence boşa koşuyorum.Emeklerime değecek bir şeyler olsa daha iyi olur ama neyse .. Koşturmanın tek faydalı yanı zayıflıyorum.Uzun süredir beni görmeyenler bu durumu daha iyi farkediyor,bana da çok mutlu olmak kalıyor :)


  Bugün durakta otobüs beklerken bir ses duydum."Yardım ediinnn!" Kadının biri feryat figan bağırıyordu.Durak epey kalabalıktı.Önce herkes sesin nereden geldiğini,neler olduğunu anlamaya çalıştı.Bir kadının kucağında hareket etmeyen bir çocukla koştuğunu gördüm.Herkes kadına doğru koşmaya başladı.Bende kadına doğru yaklaştım.Kadın daha çok bağırmaya başladı.Sonra durdum,daha fazla ilerleyemedim.Bir an ne yapacağımı bilemedim,dondum kaldım.Gözlerim doldu.İnsanlar bir taraftan arabaları durdurmaya, bir yandan kadını sakinleştirmeye çalıştılar.Hemen bir araba durdu ve kadını bindirdiler.Umarım çocuğa kötü bir şey olmamıştır ve durumu iyidir.


  Kendime çok kızdım. Hayatta insanın başına her şey gelebilir.Ben böyle bir durumda olsam ne yapardım?Hiç soğukkanlı bir insan değilim,kötü bir durumda donup kalıyorum.Orada benden başkası olmasaydı tabii ki koşardım ve o kadına kesinlikle yardım ederdim.Ama sonra oturur hüngür hüngür ağlardım biliyorum.Bazen daha çok tepkisiz kalıyorum,işte bugünde o günlerden biriydi.Niye soğukkanlı değilim? Niye kötü bir anda tepki veremiyorum? İşte kendime bunlardan dolayı çok kızıyorum.

Bu da
"tık" ..

23 Ekim 2011 Pazar

Sürpriz

   Yazmayalı çok oldu,her gün içim içimi yedi ama yazamadım :(  Bir oraya bir buraya koşturmaktan,bir şeylere kafa yormaktan internete pek giremedim.Üzüntümü belirttikten sonra on günlük sürede neler yaptığımdan bahsetmenin zamanı geldi :)

 
   Geçen hafta cuma günü canım Betüş'ün doğum günüydü.Arkadaşları beni arayıp Sakarya'ya çağırdılar,Betül'e sürpriz yapalım dediler.Benimde bir süredir başım epey kalabalık olduğundan ilk başta nasıl olur ki,dersler falan diye düşündüm.Sonra hatırladığım Aşti'den Sakarya otobüsüne biniyor olduğumdu :) Tam da o sırada Betül'le mesajlaşırken aramızda şöyle bir konuşma geçti.

Betül: Doğum günüm için insan kalkar gelir :p :)
Kirazlı Sakız:Önce sen gel Ankara'ya,sonra ben Sakarya'ya gelirim :)
Betül: Şimdi binsen akşama buradasın.Ne güzel olurdu.
Kirazlı Sakız:Başka isteğin var mı? :) Önce sen :) Şimdi derse girmem lazım,akşam ararım.Öptüm

  Ben bir an şaşırdım.Bu kız gideceğimi kesin bir yerden duydu.Kim söyledi? Arkadaşlarından biri ağzından mı kaçırdı ? diye kendi kendime konuşmaya başladım:) Şüphelensem de bozuntuya vermeden mesajı kısa kestim,umursamadığımı sansın kızsın diye :) 



  Dört saat sonra Sakarya'daydım.Betül'ün arkadaşlarından Merve  beni almaya gelmişti.İlk defa yüz yüze görüşmemize rağmen birbirimizi tanımamız zor olmadı.Resimler sağ olsun :) Önce onun yurduna sonra yemek yemeye gittik.Akşam Betül'ün eve gelmesine yakın onların evine gittik.Betül'ün arkadaşları,ailesi bizi bekliyorlardı.Betül anlamasın diye bütün ceketler,ayakkabılar ortalıktan yok edildi.Yaklaşık on beş kişi salona doluştuk.Elime pasta vereceklerdi.Onu görünce düşürürüm falan diye istemedim :) O kadar heyecanlandım ki :) Bir de dört aydır görüşmüyorduk,özlem de çok olunca bir garip oldum.
 
 
    Betül eve geldi.Kuzeni onu salona  aldı ve herkes sürppriizzzzzz diye bağırmaya başladı.İlk başta beni o kadar kişinin arasında görmedi.Sonra beni gördü."Sen nereden çıktın?" dedi,bana sarıldı ve ağlamaya başladı.O ağladı,ben ağladım,arkadaşları ağladı,kuzeni,annesi neredeyse herkes ağladı.Birbirimizi görmenin sevinci,birden beni görmesi garip olduk işte:) O kadar mutlu oldu ki canımm,tabii ki bende :)  Pastamızı kestik,hediyeler verildi.Büyük bir grupla canlı müzik yapan bir mekana gittik.Orada da epey eğlendik.Unutamayacağı bir doğum günü oldu ve herkes çok mutlu oldu.En çok Betüş'üm ve ben tabii :)

  Ertesi gün bana Sakarya'yı gezdirdiler.İki güzel günün ardından hasta olmak da en kötüsüydü.Epey kötü  oldum,orada bir de hastaneyi ziyaret etmiş bulundum.Soğuğu fena yemişim sanırım :/ Hastalıktan da yeni yeni yakamı kurtardım diyebilirim.

   İşte böyle çok güzel bir sürpriz oldu.Benim canım arkadaşım iyi ki doğmuş,iyi ki varmış.Nice güzel yıllara,nice güzel sürprizlere :) 

12 Ekim 2011 Çarşamba

Bir Yaprak Olsaydın

Şimdi sizlere bir şey sormak istiyorum.Bir yaprak olsaydınız nereye düşmek isterdiniz? Yaratıcı olmak gerekiyormuş.Bu bir dersle ilgili ama benim merak ettiğim sizler nereye düşmek isterdiniz? :)

Kurumuş yapraklar güzeldir.




10 Ekim 2011 Pazartesi

Kasvetli Bir Yazı




  İçinden çıkamadığım ödevleri biraz hafiflettim.Bitmedi ne yazık ki sadece hafifledi.Onlar hafifledikçe ben ağırlaştım.
   Uykuya dayanamayan ben sabaha kadar oturmak istiyorum.Uykusuz kalınca her şeye gülüyorum,saçma sapan davranıyorum.Uykusuzluk içimdekileri bastırıyor.Tek derdim uyumak oluyor o zaman.Bir yastık bulup kafayı koyup direkt uyumak.Böyle kasvetli,bunaltıcı şeyler yazmak istemiyorum.Ama burası benim içimi döktüğüm yer.Yazmayınca içimdekiler daha çok birikiyor.
  İçimde yaşadıklarıma okul,gündelik işler,ekstra bir sürü iş ekleniyor.Bu sefer hiçbir şeyin içinden çıkamıyorum.Bir an kendimi çok yalnız hissederken,bir an kimseyi yanımda istemiyorum.Kendimi anlatacak kelimeleri bulmakta zorlanıyorum.Neden böyleyim sorusuna gelince de anlatamıyorum ama tek diyeceğim her şey çok üst üste geldi.Olayları kabullenmeye,bir nefes alıp kaldığım yerden devam etmeye imkanım olmadı.Kötü bir şey oldu,ben koştum.Yine bir şey oldu ben koşmaya devam ettim.Hiç durmadan koşmaya devam edince de nefessiz kaldım biraz .. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...